Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Son zamanlarda Türkiye-Suriye arasındaki gerginliği herkesin medyadan takip ettiğine değinerek şöyle dedi:“Suriye’nin, Türkiye’nin savaş uçağını düşürmesi, Suriye meselesini bir başka aşamaya taşımıştır.”
Uçak düşürme olayında herkesin olayı kendi açısında analiz yapıp senaryolar çizmekte olduğunu belirten Sebahattin hoca şöyle devam etti: “Suriye neden bu uçağı düşürdü? Türkiye'nin savaş uçağı neden Suriye hava sahasını ihlal etti? Uçak nerede vuruldu; uluslararası sularda mı, yoksa Suriye sularında mı? Bu sorular ve cevaplarıyla boşuna kamuoyu meşgul ediliyor. Asıl perde arkasındaki plan ve hedef önemlidir. Neticede Uluslararası kanunlar neyse gereği yerine getirilmelidir, ama kimse buna yanaşmıyor.”
Uçak düşürme olayını analiz ederken bir yıl öncesine bakmadan olay hakkında sağlıklı bilgi sunulamayacağını belirterek şöyle devam ettiler:“Suriye’de değişimin neden istendiği bilinmektedir. Önce ‘Suriye rejimi sünnileri katlediyor’ denildi, alevi azınlık sünni çoğunluğa zülüm ediyor bu engellenmesi gerekir dediler, sünnilerin dini duyarlılıklarını tahrik ederek Esad rejimini yıkmaya yönelik destekler verdiler ama başarılı olamadılar.”
Reform yapılması gerekiyor dediler, Suriye rejimi reformlara başladı, henüz aradan birkaç hafta geçmemişti ki bunlar yeterli değil dediler.
Bir muhalif güç oluşturup harekete geçirdiler, silah verdiler, onları eğittiler, her türlü lojistik destek verdiler Suriye’yi karıştırıp bugünkü hale getirdiler ama bekledikleri başarıyı sağlayamadılar, Suriye rejimini düşüremediler.
Seçim yapılması gerekiyor dediler, anayasa değişti, referandum yapıldı ve seçim yapıldı yine bu da yeterli değil, Esad gitmesi gerekiyor dediler. Derken Kofi Annan planını ortaya attılar, plan uygulanmasın diye ellerinden geleni yaptılar, aradan birkaç ay geçmedi “Annan planı uygulanamadı, plan başarısızdır, Esad gitmesi gerekiyor” dediler.
Suriye meselesini halletmek için İran, Rusya ve diğer ülkelerle yaptıkları diplomatik görüşmelerde aldıkları kararlara uymadıklarını belirten Cuma imamı şöyle dedi: “Halbuki diplomatik görüşmelerde muhalifler ve Esad rejimi ile birlikte ortak bir hükümet kurulması konuşulmuştu, maalesef üzerinde anlaşılan plan adım atılmadan yine devreye girip “Esad gitmeli, hükümeti terk etmeli” dediler.
Bütün bu planlarında başarılı olamayan emperyal gücün yeni bir senaryoya baş vurulduğuna değinen Sabahattin hoca şöyle devam etti: “ABD,BM ve Nato’nun Suriye’ye girip müdahil olması için yeni bir senaryoya ihtiyacı vardı, işte tam bu anda uçak planı yapıldı. Çünkü Nato’nun 4. Ve 5. Maddesi gereği, Nato üyesi bir ülkeye saldırı yapılırsa bu Nato’nun bütün ülkelerine yapılmış sayılır ve Nato müdahale edebilir.”
Şeyh Sabahaddin, Cenevre de yapılacak konferansın asıl hedefinin bu minvalde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Cumartesi yapılacak Cenevre konferansında bu konu gündemde; Suriye’nin kuzeyinde tampon bir bölge oluşturulacak, BM ve Nato oraya yerleşecek ve Esad rejimini yıkma süreci başlayacak. Kuzey Irak’ta tampon bölge oluşturulup Saddam devrildiği gibi. Böylece Nato Libya’ya yaptığı müdahalenin aynısını yapmak için meşru zemin oluşturmuş olacaktır.
Aksi takdirde bir uçağın düşürülmesinin bu kadar büyütülerek iki ülkenin savaşın eşiğine getirilmesini anlamak mümkün değil, zira Suriye düşürdükleri uçağın Türkiye uçağı olduğunu bilmediklerini, kendi hava sahasına girecek her uçağı düşüreceklerini belirtiyor. Savaş halinde olduklarını iddia ediyor.
Suriye olayında Türkiye’nin eğer bu senaryodan haberi yoksa aceleci ve yanlış strateji belirlediğini söyleyen Sebahattin hoca şöyle devam etti:” Sayın başbakanın bu kadar hiddet ve şiddetli beyanlarda bulunmasını anlamak gerçekten zor, bunun perde arkasında bir şeyler olduğu sezilmektedir. Türkiye siyasetçileri bunu görmeyecek kadar basiretsiz olamazlar. Sayın başbakan Erdoğan’ın kendisi gibi düşünmeyenleri de baascı olarak değerlendirmesi talihsiz bir açıklamadır.
Ne Suriye savaşacak güce ve niyetine sahiptir, ne de Türkiye böyle bir savaşın başlatanı olmalıdır. Böyle bir senaryo sadece ABD ve emperyalistlerin hedefine ulaşmasına yardım edecektir. İşte Cenevre konferansını bu denklemde değerlendirmek gerekiyor.
Son olarak belirtmek istediğim şudur; Batı emperyalizmi Suriye rejimini devirmeyi kafasına koymuştur ve er veya geç Esad’sız bir kukla rejim kurmaya kararlıdır. Dikkat edilmelidir ki, Ortadoğudaki bu gelişmeler –muhtemelen ve rivayetler ışığında- Hz.Medi’nin (af) zuhurunu çabuklaştıracaktır. Suriye'nin muhalifleri, hamileri, onları silahlandırıp her türlü desteği verenler gerçekte kendi sonlarını hazırlıyorlar. Ve yine Suriye’nin başına gelecekler karşısında ne Rusya, ne de Çin Suriye’ye yardım edemeyecektir.”
Batı emperyalist gücün Suriye’ye müdahale ettikten sonra İran’ı hedef alacağını belirten İmam Rıza Camii hocası sözlerini şöyle bitirdi: “İran’ı yalnızlaştırma planı konusunda yanılıyorlar; İran ne Suriye’ye güveniyor, ne Rusya’ya, ne de başka bir ülkeye. İran yegane hamisi olarak Allah’ı görüyor ve İlahi Hüccet Hz. Mehdi’nin (af) inayetinin üzerlerinde olduğuna inanıyor. Bu gerçeği göremeyenler hüsrana uğrayacaklardır.”
Onların bir planı var Allah’ın da bir planı var, hidayet güneşinin doğacağı günü görme ümidiyle...
Rasthaber